H O S G E L D I N I Z ...  Lütfen!... Sağlığınız için Sigara'dan uzak durun... SAGLIK_YAZILARI - YORUMYAZILAR - Blogcu



YORUMYAZILAR

• 28/2/2007 - Sevgili Dostlar, TEŞEKKÜRLER !...

Kategori: SAGLIK_YAZILARI

Sevgili Dostlar, TEŞEKKÜRLER !...

 

Sayfalarımıza girenler bilecektir ki, bana uzun gelen bir zaman diliminde kalp rahatsızlığımdan dolayı sayfalarıma girip düzenleme yapıp yeni gezi notlarımı ekleyemedim…

Bundan 15 gün kadar önce ani bir sırt ve göğüs ağrısının ardından, taşikardik bir atak yani yüksek sayıda kalp atımları, ile tansiyonda yükselme ile karakterize olan rahtsızlık geçirdim. Böyle durumlarda eğer hafif geçerse ertesi gün kendimi toplayıp günlük yaşantıma dönebiliyorum.  Ama bu sefer biraz sarstı beni… Nerdeyse duvara çarpmış gibi oldum… Profilimi okuyan arkadaşlar bileceklerdir, sinus hastalığı denilen bir çeşit kalp rahatsızlığım var… Bunu için takılmış olan bir pacemaker yani kalp pili taşımaktayım. Kalbin çalışma esnasında karşılaşacağı özel durumunda devreye girerek kalbi olağan normal koşullarda çalışır hale gelmesine yardımcı ve etkin olmaktadır.

Mecburen kalp pilin durumu, ayarlarının tekrar yapılması ve kontrolü için Ankara’ya gitmemiz gerekti… Sağ olsun dostlarımız, orada konaklamamız için yer, kontrollerin yapılması için firma yetkilisi arkadaş ve gittiğimiz özel hastanedeki doktor ve hemşire arkadaşlarımız gayret gösterip, yardımcı oldular.

Şimdilik eskiye göre çok daha iyiyim fakat artık kalbin anatomik  yapısındaki değişikliğin geri dönüşü olmayacağı noktaya gelmişiz… Bundan sonra daha rahat ve farklı bir yaşam şeklinin formatını önerdiler, ama kaçımız bunu becerebiliyor ki !...

Durum mecburiyet ötesinde zorunluluk… Bakalım artık…

Bu vesile ile, gerek sayfalarımızda gerek e posta adresimize gerek ise şahsi iletişim yolları ile bizlere ulaşıp destek ve moral veren, hatır soran, dualarını yollayan tüm dostlarımıza buradan tekrar içten teşekkürlerimizi sunuyoruz…  Allah tüm hastalarımıza şifalar ihsan etsin, yakınlarına da sabırlar ve metanetler diliyoruz…

 Selam ve sevgilerimizle….

 

 

http://kenaryazilari.blogcu.com/
http://gittiklerim.blogcu.com/
http://sofram.blogcu.com/
http://akif.wordpress.com/
--
http://groups.google.com.tr/group/yorumyazilar
http://groups.google.com.tr/group/depoyorumyazilar

 

(Düzenleme :Akif…)

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 30/7/2006 - Ağız Kokusunun (Halitozis) nedenleri

Kategori: SAGLIK_YAZILARI

 

Ağız Kokusunun (Halitozis) nedenleri  

 

İnatçı ağız kokularının çoğunda kötü kokuyu ağızdaki bakteriler üretirler. Yemek artıkları, plak ve diş eti hastalıkları veya dil yüzeyindeki tabakalanma bunu kolaylaştırır. 

Düzenli diş fırçalama, diş ipliği kullanımı, dilin temizlenmesi ve antiseptik ağız solüsyonları ile ağız hijyeninin düzeltilmesi genellikle problemi çözer. İnatçı ağız kokusunun diğer nedenleri sık görülmezler.

Ağız Kokusu Nedir?
Ağız kokusu, tıbbi terimle halitozis, kişinin kendisi veya çevresi tarafından fark edilebilen, nefes veya konuşma esnasındaki hoş olmayan kokudur. Sebeblerin %47 ila 90'ı ağız içinden kaynaklanır, kalanlar ise ağız içinden kaynaklanmayan veya sistemik hastalıklara bağlıdır.

Ağız kokum olduğunu nasıl fark edebilirim?
Ağız kokusunda temel sorun, kişinin kendi tarafından fark edilememesidir. Genellikle bunu bilmenin tek yolu, başkalarının bu konudaki yorumlarıdır. Bununla birlikte çoğu insan, başka birinin ağız kokusu hakkında yorum yapmayacak kadar naziktir. Ailenizden veya yakın arkadaşlarınızdan birine, ağız kokunuzun varlığına yönelik olarak güvenmelisiniz.

Bazen, kontrole gittiğinizde diş hekiminize de sorabilirsiniz. Bir diş hekimi normalde de ağzınızın kötü koktuğunu söyleyecektir. Diş eti hastalıkları ağız kokusunun önde gelen nedenlerindendir, tedavi ve tavsiyeleri diş hekimleri tarafından uygulanabilir.

Nefesinizin kötü kokup kokmadığını anlamak için basit bir test olduğu söylenir. Bileğinizin iç tarafını yalayın, birkaç saniye tükürüğün kurumasını bekleyin, sonra bileğinizi koklayın. Eğer hoş olmayan bir koku alıyorsanız, muhtemelen ağız kokunuz vardır.

Ağız kokusunun tipleri ve nedenleri
Ağız içinden kaynaklanan Ağız kokusunun en sık nedeni, kötü ağız hijyeni ve diş eti hastalığı olan ağızlardır.

Sabahları olan ağız kokusu
Bazı insanlarda gece uykusundan sonra, sabah kalktıklarında ağız kokusu oluşur. Bu durum normaldir ve gece boyunca ağzın hareketsiz olmasına ve kurumasına bağlıdır. Genellikle kahvaltı ederken tükürük salgısının artmasıyla geçer.

Yiyecek, içecek ve ilaçlar
Gıdalardaki kimyasallar kana karışarak akciğerlerden solunum yoluyla atılabilirler. Çoğu insan sarımsak, baharatlı yiyecekler ve alkollü içeceklerin nefesteki kokusuna aşinadır. Bir çok diğer gıda da ağız kokusuna yol açabilir. Bu tip ağız kokusu geçicidir ve gıdanın alınmamasıyla kolaylıkla önlenebilir.

Bazı ilaçlar tükürük salgısını azaltabilir ve ağız kuruluğuna yol açabilirler. Kemoterapide kullanılan ilaçlar ağız içinde mantar oluşumuna neden olabilirler. Eğer probleme neden olan ilaç ise, başka alternatifler için mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

Sigara

Sigara içmeyenler kolaylıkla kişinin sigara içip içmediğini anlayabilirler; içenlerin nefeslerinin kül tablası gibi koktuğunu söylerler. Sigaranın kesilmesi bu tip ağız kokusunun önlenmesinin tek yoludur. Sigara içilmesi ayrıca, diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

Ağır diyet, açlık ve oruç
Açlık esnasında vücut kaynak olarak yağları kullanmaya başlar. Yağların yakılmasıyla ortaya çıkan kimyasallara keton denir. Bazı ketonlar nefesle dışarı atılarak kötü kokuya neden olurlar.

Yaş
Nefes kokusunun kalitesi yaşa bağlı olarak değişir. Bebek ve çocukların nefesleri hoş olarak algılanır. Ergenlikten orta yaşa geçildiğinde, nefes kokusu yavaş yavaş keskinleşmeye başlar. Yaş ilerledikçe tükürük bezlerinde işlev azalması ve tükürük salgısı ile kalitesinde azalma oluşur. Yeterli ağız hijyeni sağlansa bile yaşlılarda nefes kokusu hoş olmayabilir.

Tıbbi nedenler
Sağlıkla ilgili diğer nedenler daha az görülürler . Burun ve sinüs ile ilgili problemleri olanlarda ağız kokusu olabilir. Örneğin, sinüzit, burunda yabancı cisimler veya burun etleri ağız kokusuna neden olabilir. Bu durumda kötü koku, burundan nefes verildiğinde artar. Ağıdan nefes verildiğinde fark edilemeyebilir. Akciğer ve bademcik enfeksiyonları da bazen ağız kokusu nedenidir. Bademcik dokusu kıvrımları arasında biriken gıda parçacıkları ve döküntüler de ağız kokusuna yol açar . Magma denilen bu döküntüler kirli sarı bir renkte olarak hastalar tarafından da görülebilir .

Ağız kokusu yapan hastalıklar arasında reflü hastalığını da tanımlamak gerekir . Burada mide asidi ve muhtevası yemek borusundan yukarıya ağız boşluğuna doğru kaçış yapmaktadır . Bu hastalarda ağız kokusunun yanı sıra ses kısıklığı , boyunda yanma hissi , midede ağrı-ekşime yanma hissi gibi belirtilerde bulunabilir .

Burun, geniz, ağız, gırtlak veya akciğer tümörlerinde de nefeste kötü koku olabilir. Böbrek ve karaciğer hastalıklarında vücuttan atılamayan metabolizma artıkları, ağız kokusuna neden olabilirler.

Tıbbi nedenler, genellikle başka belirtilerle kendilerini elverirler. Örnek olarak, burun tıkanıklığı, sinüzitin burun ve geniz akıntısı , yüz ve baş ağrıları gibi diğer belirtileri gibi . Eğer başka rahatsızlığınız yoksa ve ağız kokusundan başka şikayetiniz yoksa, kötü kokunun kaynağı ağızdan veya sık görülmeyen tıbbi nedenlere bağlı olabilir.

Ağız içinden kaynaklanan kötü koku
Bahsettiğimiz gibi ağız kokusu olan çoğu insanda kötü koku ağızdaki bakterilerden gelmektedir. Bakteriler proteinleri ve diğer artıkları yıktıkça fena kokulu gazlar ortaya çıkarlar. Aşağıdakilerden biri veya daha fazlası bakterilerin artmasına ve ağız kokusuna neden olabilir:

Dişler arasında kalan yiyecek artıkları. Normal diş fırçalama küçük yiyecek artıklarını (özellikle küçük et parçalarını) temizleyemeyebilir. Daha sonra gıda artığı çürür ve bakterilerle kaplanır. Düzenli diş ipi kullanımı bu sorunu çözer.

Plak, kalkül ve diş eti hastalığı. Diş plakları dişin yüzeyinde oluşan yumuşak beyaz birikintilerdir. Bakterilerin yiyecek ve tükürükle kombinasyonu sonucu oluşurlar. Plaklar çok çeşitli bakteri tipleri içerirler. Kalkül, diğer adıyla tartar, kalsiyum çökmesi ile sertleşen plaktır. Sıkıca dişlere yapışıktır. Diş eti hastalığı, dişleri saran dokuların infeksiyonudur. Eğer diş etleri kırmızımsı görünüyor ve dişler fırçalandığında sık sık kanıyorsa, diş eti hastalığı olması muhtemeldir.

Dil yüzeyinde tabaka oluşumu. Bazı insanlarda dil yüzeyinde tabaka oluşabilir. Bunun neden olduğu henüz tam olarak belirlenememiştir. Burunun gerisinden ağza akan geniz akıntısına bağlı olabilir. Tabaka içerisinde bir çok bakteri bulunabilir. Ağız kaynaklı kötü kokunun tedavisi ağız hijyeninin düzeltilmesidir. Rutin ağız hijyeni bir çok durumda ağız kokusunu düzeltir.
 
İyi ağız hijyeni için alışkanlık kazanmak gerekir özellikle diş fırçalama ve diş ipi kullanımı.

Diş Fırçalama
Dişler günde en az iki kere fırçalanmalıdır. Yumuşak tüylü diş fırçaları kullanılmalıdır. Diş fırçasının baş kısmı ağız içinde tüm bölgelere ulaşabilecek kadar küçük olmalıdır. En az iki dakika boyunca dişlerin dış ve iç yüzeyleri, çiğneme bölgeleri fırçalanmalıdır. Özellikle diş ve diş etlerinin birleşme yerlerine özen gösterilmelidir. Her 3-4 ayda bir diş fırçası yenilenmelidir.

Diş İpi Kullanımı

Dişlerin günde en az bir kez, fırçalandıktan sonra diş ipi ile temizlenmesi gerekir. Daha önce diş ipi kullanmamış olanlar, ilk kullanımlarında, fırçalamaya rağmen ne kadar yiyecek artığı çıktığını görünce genelde şaşırırlar.

Diş ipi kullanımına başlanılan ilk zamanlarda diş etleri biraz kanayabilir. Birkaç gün içinde sonlanmalıdır. Eğer devam ederse diş eti hastalığı olabileceğinden, diş hekimine danışılmalıdır.

Diğer genel öneriler
Diş ve diş eti hastalıklarını önlemek için önemli olan diğer kurallar: Eğer sigara kullanıyorsanız, bırakmaya çalışınız. Sigara kullanımı diş eti hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.

Dengeli ve sağlıklı bir diyet uygulayın. Şekerli yiyecek ve içecekleri mümkün olduğu kadar sınırlandırın. Şekerler ve şekerli gıdalar ağızdaki bakterilerin çoğalmasını sağlayan temel unsurlardır ve bakteriler asit üreterek diş çürümesine neden olurlar.
İlaç kullanımı varsa, mümkünse şekersiz ilaçlar tercih edilmelidir.

Düzenli aralıklarla diş hekimi kontrolü yaptırın (normal olarak senede en az bir kez). Diş hekimi diş plakları oluşumunu ve kalkülleri görüp temizleyecektir. Erken diş eti hastalıkları kötüleşmeden önlem alınabilecektir.

Ağız kokusu için yapılabilecek diğer şeyler
Yukarıdaki önlemlere rağmen halen ağız kokusu devam ediyorsa:

Antiseptikli ağız solüsyonları en az günde bir kez kullanılabilir. Yatmadan önce, en uygun zamandır. Ağız solüsyonları bakterileri öldürmeyi amaçlar. Çocuklar bu sıvıları yutabileceklerinden, çocuklarda kullanılmamalıdırlar.

Dil yüzeyi günde en az bir kez temizlenmelidir. Bunun için yumuşak bir diş fırçasına birkaç damla ağız solüsyonu damlatarak, dil yüzeyi fırçalanır. Ayrıca eczanelerde satılan dil kazıyıcı araçlar kullanılarak da dil yüzeyindeki tabakalanma kolaylıkla temizlenebilir.

Bazı insanlar yemekten sonra şekersiz sakız çiğnerler. Sakız çiğnemek tükürük salgısını arttırır. Tükürük salgısı yemek sonrası ağızda kalan birikintilerin temizlenmesinde rol oynar.

Takma diş kullanıyorsanız ve iyi temizleyemiyorsanız da ağız kokusu olabilir. Diş hekiminize takma dişlerin nasıl en uygun şekilde temizlenebileceğini sorunuz.

Ağız kokusu olan hastaların önce diş hekimlerine başvurmaları gerekir. Ağıziçi muayenesinde bir sebep bulunamazsa KBB Uzmanına başvurulması uygun olur.

 

(Yazan: Dr. Erhun Şerbetçi 'den alıntı, Mynet..)

 

 

http://www.blogcu.com/kenaryazilari/

http://groups.google.com.tr/group/yorumyazilar

http://groups.google.com.tr/group/depoyorumyazilar

 

(Düzenleme :Akif…)

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/7/2006 - Zona nedir? Niçin tekrarlar?

Kategori: SAGLIK_YAZILARI

Zona nedir? Niçin tekrarlar?  

Normal sağlıklı kişilerde ve gençlerde nadir görülen artan yaşla birlikte görülme sıklığı artan bu hastalık,kişinin yaşam kalitesini bozan bir virüs hastalığıdır.Günümüzde çok sık görülür ve tedaviye rağmen tekrarlama eğilimi sıktır. 
 
Bu hastalık genelde çocukluk çağında su çiçeği virüsünün (mikrobunun)sinirlere yerleşerek yıllar sonra kendiliğinden büyük bir nedenle de vücudun savunma mekanizması bozulunca tekrarlayan bir hastalıktır.
 
Daha çok kişinin göğüs ve sırt bölgelerinde görülür.Ender olarak boyun,bel ve baş bölgesinde de görülebilir.Bu hastalık döküntülü bir hastalıktır.Bu döküntüler aşırı ağrılı ve dokunmaya çok hassastır.Hastada ender de olsa ateş ve halsizlik olabilir.Döküntüler yaklaşık 10 gün sonra kabuklanır.Sağlıklı kişilerde 2-3 hafta içinde lezyon kayıp olur.Bazen döküntüler uzun süre etkisini gösterebilir.
 
Bu hastalığın en rahatsız edici yanı çok şiddetli batıcı ve yanıcı ağrı dokunmakla artan hassasiyettir.Bazen döküntü iyileştikten sonra da uzun süre bu ağrılar devam eder.Bu durumu post herpetik nevralji denir.
 
Bu hastalık sadece ağrı yapmaz.Kişinin hayatını ve hayati organlarını etkileyen hasarlara da sebep olabilir.
 
Örneğin baş bölgesinde en çok göz tutulur.Önlem alınmazsa körlüğe gidebilen durumlar olur.
 
Yine bazen bu hastalıktan dolayı felç gelişebilir.Özellikle döküntünün olduğu ilk 3 ile 5 hafta arasında felç geçirme olasılığı vardır.Bu felç kas güçsüzlüğü şeklindedir.
 
Bu hastalık sinir sistemini etkileyen ve büyük oranda da orta ve daha çok ileri yaşta görülen bir hastalıktır.Çok basit izah edersem çocukluk çağında bu su çiçeği geçirildiği zaman bu hastalığa sebep olan mikrop sinirlere yerleşir ve ileriki dönemlerde vücut direnci düşünce aktif hale gelir ve hastalık oluşur.Tedaviyle hastalık belirtileri geçer.Fakat vücut direnci düşünce tekrarlama,vücut direncini düşüren en önemli etken aşırı üzüntü,kronik depresyon gibi sinir sistemini zarara uğratan etkenlerdir.Bunun yanında vücut direncini düşüren diğer hastalıklarda (diabet ..vs) bu hastalığın açığa alınmasına neden olur.Bunun için hastalığın tedavisinde hastalığa yol açan mikroba karşı yapılacak tedavinin yanında vücut direncini düşüren etkenlerde mücadele etmek gerekir.Örneğin;depresyonu olan hastanın tedaviye paralel bu durumunun düzeltilmesi gibi.
 
Yukarıda da bahsettiğim gibi tedavide klinik tablonun ağırlığına göre ağızdan veya damardan mikroba karşı olan ilaçlar ve ağrıya yönelik tedavi yapılır.
 
Tedavinin yanında en önemli yapılması gereken vücut direncini arttırmaya yönelik destek tedavisidir.Hastalığın tekrarlamaması için vücut direncinin arttırmak hastalığa yol açan mikrobun yok oması veya inaktif hale gelmesi gerekmektedir.Yazımda sık sık vurguladığım gibi moral ve vücut direncinin iyi olması bu hastalık için çok önemlidir.

Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ

(alıntı)

 

 

http://www.blogcu.com/kenaryazilari/

http://groups.google.com.tr/group/yorumyazilar

http://groups.google.com.tr/group/depoyorumyazilar

 

(Düzenleme :Akif…)

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

seçme yazı ve fikirler paylaşımı

Son yazılar

Bağlantılar

Kategoriler

BLOGGER'DEKİ SAYFALARIMIZ

GİTTİKLERİMDEN
Image Hosted by ImageShack.us
SOFRAMDAN
Image Hosted by ImageShack.us
GİDİLESİYERLER
Image Hosted by ImageShack.us

Diğer Sayfalarımız

KALP PİLİ
KENARYAZILARI
SOFRAM
GITTIKLERIM

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa
Pardus... Özgürlük İçin...
BNC  BLOGUNA GİDER